ÇEŞMELER DE DERELER DE AKACAK

Malumdur ki şehirlerin tarihi ve tabii manzarası, muasır deyimle silueti mahvedilmekte.

Bir yandan gökdelen, plaza, avm ve benzeri ucube beton metal yığınları ile başta istanbul olmak üzere tüm tarihi şehirlerimiz hoyratça pisletilmekte, nerede bir tarihi cami, medrese, çesme, kitabe vs var ise haince yok edilmekte veya betonların arasında esir edilmekte.

En basitinden hayrat hasenat sahibi şanlı ecdadın “En hayırlı sadakai cariye su sadakasıdır” hadisine binaen şehirlerin hemen her köşesine inşa ettiği tarihi çeşmelerin çoğu tahrip edilmiş ve edilmektedir. Suyu kurutulmuş, ağzına kör tapa vurulmuş, ve çöplüğe çevrilmiş durumda..

İşin bir diğer acı yanı da şu ki; kimi tuğyan düzeninden nemalandığı ve hain olduğu kimi de ahmak gafil olduğu için adeta ağızlar gözler gönüller de mühürlenmiş, insanların ağzına da kör tapa vurulmuş gibi; kimse bu ihanete dair yazmıyor konuşmuyor..

Bir kaç gönüllü ve sosyal medya hesabı sahibi dışında dilsiz şeytan kesilmiş kelam kalem sahipleri!

Suyu kurutulan sadece şehirlerin tarihi çeşmeleri değil. Kırsalın da suyu, ırmakları dereleri kurutulmakta ve zehirlenmekte..

Tarım mahvedilmekte, zeytinler kesilmekte, ormanlar belli planlara göre nizâmi olarak (?) yanmakta ve kökünden budanmakta, buğdaydan fındığa, meyveden sebzeye tarım; koyundan keçiden sığıra hayvancılık ifsad ve imha edilmekte..

Tağut hain burjuva zümresinin hes, maden ocağı, yandaş sanayi ve tatil yerleşkesi denen fuhuş ve israf yuvaları ve haksız kazancı uğruna; sadece Istanbul Bursa vs şehirler değil Anadolu kırsalı da ifsad ve tahrip edilmekte..

Kısacası imkan, yetki ve parası olan istediği tahribatı yapabiliyor..

Diyoruz ki, ÇEŞMELER DE
DERELER DE
hürce aksın!

Yoksa kör tapa vurulmuş bu, asırlardır akıncı ataların kılıcı emanında akan sular ve ona muvafık olarak ruhlarına kör tapa vurulmak istenen biz akıncı evlatlarının sedâsı; bu alçak mührü bu sefil tapayı kırıp geçecektir.. Yatan arslan kükreyecek, susan kurt uluyacak; bir sel olup akacak, deprem olup sarsacak silkinecek, volkan olup fışkıracaktır! Asırlık sıkışma ve birikme bir gün elbet bu mahalleyi sele verecek ve önünde hiç bir haini ve putunu ayakta bırakmayacaktır!

Her eylem yeniden diriltir beni
Nehirler düşlerim göl kenarında

Doğ ey güneş erit taştan adamı
Ve kurut taşları diken elleri

Kurtuluş haberi olsun dünyaya
Ayırma üstümden bir an gölgeni

Ey deprem gel yetiş bu şehirlerin
Doğayı çarptıran konumlarına

Babamın gölgesi koruyor beni
Ah ne güzel şehir bu eski şehir

Dönüştür ey kalbim bahçeli eve
Anlamı ezen o makinaları..

Mehmed Akif İNAN

Psikolog-Tarihçi / Levent AKINCI

İlginizi çekebilecek konu başlıkları

Pisikoterapi

Ey sâlik-i târik irşâd olmaya Serencâm-ı Kıtmir bile kâfidir Rahmet-i Rahmân’la dîlş…