KADEM VE ÇYDD

Kadın ve Demokrasi.. Kısaca KADEM..

Hepimizin malumudur ki, Hilafet Devleti dahildeki sabetay mason ve çeşitli mankurt mürted hainlerin ve hariçteki yedi düvelin müşterek taarruzları ve hileleriyle yıkıldığından beri tuğyan asrı hakim oldu tüm dünyaya, ve gerek islam alemini gerek tüm dünyayı iki fesad ile tahrib etti küffar; Demokrasi ve Feminizm..

Nedir Demokrasi? Hak‘kı tevhid etmek ve sadece O’nun rızasını esas almak ve şeriat adlı hükümlerini icra etmek yerine; Halkın sözde istekleri ve halk adına bir takım diktatör veya politikacıların uydurduğu kul kanunlarının hüküm sürmesi..

Ve oldu da bir şekilde halkın çoğu elitlere ters bir şey isterse, yani sıkışınca da çoğunluğu da ezip geçen, yani demokrasi denen helvadan putunu yiyen muasır müşrik düzenbazlar, bu asrın hukukunu böyle tesis ettikleri gibi; ahlakını da feminizm ile bozdu, sözde kadın hakları bahanesi ile her geçen sene biraz daha kadını soydu, ve bir yandan da şımarttı, hatta put haline getirdi, bir tek her köşe başına Kybele putu dikmedikleri kaldı, onu da yakında yaparlar.. Lakin aynen “demokrasi ve halk” putu gibi “feminizm ve kadın” putu da helvadan oldu, yani aslında sadece cinsel meta olarak gördüler.. Ve erkekler ve aile kötüdür, kadınlar ve kadınsılar iyidir demeye getirdiler. Zaten feminitlerin morcuların lgtb pisliği ile kolkola olduğunu herkes görebiliyor.. Ve unutmadan; lgtb de başını almış gidiyor.. Bu pisliğin ayyuka çıkmasında tuzu biberi olan herkes, seneler sonra bile olsa bir gün bu ümmete hesap verecektir, meşru’ çerçevede!

Evet Hukuku Demokrasi, Ahlakı da Feminizm tayin ediyor..

Laik bir rejimde kurulmuş ve laikliği ve demokrasiyi muhafaza etmeye hakiki hislerle yemin etmiş bir partinin bir tür kadın kolları gibi bir portre sergileyen KADEM şallıları neden mi gündemimizden düşmüyor? Çünkü ne bu köylüler ne de kocaları milletin yakasından düşmüyor da ondan!

Karıları Kadem’de Feministlik kotarıp ve Mor’cularla paralel hareket ederek dahili yasaları belirlerken; kocalar da Çin, Rusya, Abd, Avrupa ile kişisel ticari ilişkileri uğruna harici politikaları belirliyorlar.. Türkistan, Kafkasya, Irak, Afganistan vs tüm memâlik-i islâmiyye politikalarını işgalcilerle olan kârlı ticaretleri belirliyor..

Eğer Doğu Türkistan davasının sesi yeterince çıkmıyorsa sebebi Kızıl Çin ile ticareti tıkırında olan bir kısım yeşil sermaye kodamanlarıdır.. Eğer bir kısım Türkistanlı ve Kafkas muhacir mülteci kardeşlerimiz en feci şekilde işkence tecavüz ve katl ile şehid edilecekleri Rusya ve Çin’e ve uzantısı kukla Asya devletçiklerine iade ediliyorsa, sebebi muhafazakâr kodamanların âli hatırıdır, yani ballı ticaretidir kârıdır.. Eğer Çin’deki Türk toplama kampları, tam bir asimilasyon üzere çalışıyor ve her geçen gün her saat oradaki İslam halkları için aleyhte işliyor olduğu halde; yeterince gündem yapılamıyorsa sebebi sahte islamcı kodamanların ticaretleridir.. Eğer Yankiler İncirlik üssünü rahatça ve şımarıkça kullanarak Irak ve Suriye çocuklarının başına bombalar bırakabiliyorsa, sebep yine malum muhafazakârların Abd ile olan ticaretidir.. Eğer Guantanamo’ya gönderilmişse bir çok Arap ve sair muhacir, sebebi bir kısım ticarettir..

Neymiş, ülke menfaati imiş(!) Ulen ülke menfaati iki zaruri durumda konuşulabilir, askeri sanayi ve tıp sektörü. Onda da, üretemez de harice mecbur kalırsan ve alternatif ülkeler bulamadığında gider o ülkeye talep edersin. Lüzumlu lüzumsuz ve sağlıksız ve ucuz Çin mallarını ya da Abd-Avrupa malı saçma sapan lüks eşyalarını ülkeye doldurmak mıdır ülke menfaati? Çin’de bilâteşbih Nazi kampındaki Yahudiler gibi köle edilip çalıştırılan Türkistan mazlumlarını ayrıca konuşmak gerek.. Abd’nin Avrupa’nın Rusya’nın islam ülkelerinin hammaddelerini sömürerek gasp ederek yaptığı üretim ve bizim olanı yine geri bize satmasını da ayrıca konuşmak gerek.. Füze alırsan, tıpta hayat kurtaran bir kısım ilaç alet edavat alırsan ülke menfaati diyebilirsin! Bir kısım kodaman tosuncukların kişisel kârları bozulmasın diyedir bu kadar kirli politika!

Hariciyye bu saiklerle şekillendiği gibi, dahiliyye de bu zevatın karısı kızı vs yakını olan bir kısım kadem şallılarının feminist küfür kebair talepleri doğrultusunda belirleniyor..

Feminist yasa ve uygulamaların hangi birini ve hangi zararını sayalım.. İstanbul Sözleşmesi, Etcep, 6284 kanunu, Süresiz Nafaka, Velayet Gaspı, Çocuk Haczi, Nafaka Tazyîk Hapsi, Kadın Beyanının Esas oluşu, Erk(g)en Evlilik Yasağı, Pozitif Ayrımcılık denen zırvalık vs.. Hülâsa; adeta, Allah Teala her neye haram demişse onu yasal, her neye helal demişse de onu yasak kılan bir mayası mizacı olan, tabiri caizse geni sütü kanı bozuk ahval hakimdir vesselam.. Demokrasi budur zaten. “Ey Müslüman, Allah’ın hükümleri umurumuzda değil, bizler oy çokluğuyla kafa kafaya verip haramı yasal, helali yasak kılabileceğimize inanıyoruz ve öyle de yapıyoruz” demenin öbür adıdır ben demokratım demek..

Daha tafsilat için sosyal medya ve sair medyadan feminist yasaların mağdurlarının ve onların duygularına ve mektuplarına tercüman olmuş çeşitli yazar ve stk’ların beyanlarına haberlerine bakılabilir..

Bu kafirce zalimce ve dünyada hemen hiç bir ileri ülkede görülmeyen zırva yasa ve uygulamalar, projeler ve planlar; ülkemizde bir kısmı evvelce de var idi. Mevcut iktidar var olan küfrü zulmü inat ve ısrarla muhafaza ettiği gibi bunlara eklemelerde bulundu daha da haddi aştı.. Kademe Kademe aileyi yok edecekler gibi.. İslam, sol, sağ, kemalist, komünist vs her kesimden ilkeli veya mağdur bir çok vatandaştan bir çok tepki ayyuka çıksa da suyun başını tutmuş olan birileri kulaklarını tıkamışlar. Yeter ki Kadem sağolsun! Toplumun beklentisi ise; Boğaziçi’ni ve Anadolu’yu, tarihi ve tabii coğrafi sireti ve sureti, silüeti mahvedip çöreklenen gökdelenlerin ahalisi bir kısım elitlerin kişisel ticari menfaatlerini çöpe atıp, bedelini ödemeleri yani en azından daha az sömürmeleri ve vatan sağolsun demeleridir.. Gökdelenler demişken, bu ülkede maalesef ki betona tapılıyor uzun senelerdir. Ama zamanla betonun sureti formu hamuru değişiyor sadece..

Güçlü Kadın” sloganı ile yola çıkan bir kısım köylüler KADEM çatısı altında yaptıklarıyla ve il il şubeler açarak Anadolu ailesini ifsad için uğraşırken 28 Şubat’ta sesini çok duyduğumuz ve “Haydi Kızlar Okula” sloganıyla binbir türlü melanete imza atan ÇYDD ile temelde hiç bir farkları olmadığını da ortaya koymuş durumdalar.

Sanki o devrin o nesline ikinci katı atıyorlar ve o derneğin bir başka surete bürünmüş devamı gibiler..

Yazar Sema Maraşlı da geçenlerde yazdı, nafakazedeler Angara’ya gidiyor batıldan hak talep etmek için, diyorlar ki “Gidin Kadem’i ikna edin gelin istediğiniz yasayı çıkartalım

Resmiyette sadece bir STK bunlar.. Yüzlerce stk’dan biri yani.. Sayısı yüzleri binleri bulan derneklerden ve sözde vakıflardan biri, herhangi bir köy derneği ile aynı statüde.. Yersen tabi..

28 Şubat sonrasında ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği) ne kadar sivil ve kendi halinde bir stk idiyse;

2002 Projesi sonrasında da KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği-Vakfı) de o kadar sivil ve kendi halinde bir stk’dır..

Vakıa bunu ifşa etmektedir..

Firavun tağutu devrinde erkek çocuklar katlediliyordu.. Ebu Cehil tağutu devrinde ise kız çocukları katlediliyordu.. Muasırlar ma’nen ikisini de katlediyorlar! Babası sağ ve salim binlerce çocuk yetim gibi hatta piç gibi babasız büyümek zorunda bırakılıyor!!!

Ve binlerce, evladına hasret bırakılan baba; devletin din kurumu diyanet bile süresiz nafaka haram dediği halde kan emici keneler tarafından yasal olarak sömürülen nafakazede erkekler; tazyik hapsi ile ömrünün bir kısmını hapislerde geçiren erkekler; yalan kadın beyanı ile evinden kovularak it kadar değeri kalmamış veya yine yalan kadın beyanı ile tacizci, istismarcı veya şiddetçi diye hapislere tıkılan erkekler; flört fuhuş itlik yapmak yerine severek ve ailelerinin rızasıyla evlendikleri ve hatta evlilik cüzdanı verildiği halde kocaları seneler sonra, sırf erken evlendikleri için hapislere tıkılan, hem de hakiki sapıklarla aynı statüde ve aynı koğuşlarda sekizer onar on beşer sene hapis cezası verilerek ve pislik bir yafta ile tahkir edilerek hayatı mahvedilen binlerce mağdur erkek ve kadın ve çocukları, çocukları okullarda rejimin pagan öğretileri ile tornadan çıkmış tek tip şişeler gibi yetişmekte olan ve bu da yetmez gibi bir de cinsiyet eşitliği adıyla çocukları sapkın projelere maruz kalan milyonlarca aile..

Bütün bu ve sair mağdurlar; medyada da takip edileceği üzere, gerek bireysel olarak gerek çeşitli stk’lar çatısı altında Angara yollarını aşındırıp duruyorlar. Fakat ilginçtir, ilgili bakanlıklar ve kurumlardan daha ziyade Kadem’e ağladıkları, yalvar yakar oldukları görülmektedir! Bunu en rahat şekilde de sosyal medyadaki yakarışlarda görebilmekteyiz..

Şimdi burada sormadan edemiyor insan; yahu Kadem sen ne ayaksın! Sen yüzlerce stk’dan biriydin hani? Siz kimsiniz? Bu vatan kimin yahu! Bu millet niye size yalvartılıyor? Dahası, niye yalvartılıyor? Siz kimsiniz! Kastilyalı İzabel etmemiştir bu kadar zulmü Endülüs ailesine ha! O zalim ya öldürmüştür ya da yaşatmıştır, siz ise insanları kapınızda süründürüyorsunuz!

Bu mazlumlar belki çaresizlikten ve bu korku imparatorluğunuzda daha da mağdur edilmemek için susabilir; ama biz; fatih dedeleri kadimden beri harplerde ve seferberlikte yedi cephede gaza etmiş Müslüman-Türk-Oğuz-Bozok’lu bir Akıncı olarak, bu vatanın aslî ve asîl sahiplerinden biri olarak sorarız; siz ne ayaksınız?!

Kadem arapçada ayak ve adım demek.. Emperyalizmin asırlık ifsadında iki ayağı var, biri Demokrasi diğeri Feminizm.. Siz Kadın ve Demokrasi derken acaba bu ayakları teşkil etme misyonunu mu üstlendiğinizi izhar ediyorsunuz göstere göstere!

Velhasıl bu tür kuruluşlar zekat, fitre, kurban derisi, sadaka bağış toplarken islamcı kesilir bir anda; Fuhuş, faiz, kumar, alkol, lgtb vs pisliklerin yasaklanması sözkonusu olunca veya bahsettiğimiz feminist yasaların zulmünü kaldırma sözkonusu olunca birden laik demokrat feminist kesilirler..

“O olmasaydı anan belli olurdu ama atan belli olmazdı, adın yorgo yunan olurdu” diyen paganların yerini;

“O olmasaydı anan başörtüsü ile gezemezdi, kuran okuyamazdın” diyen paganlar alıyor..

Her zaman bir ölüm bulunur, sıtmalara razı etmek için kalabalıkları.. İyi polis kötü polis numarası her devirde ekmek bulur kendine.. Havuç-Sopa tekniği ile mecburi ve tek yön tayin edilir gafillere..

Neyse.. Ne demiştik; Tarih tekerrürdür; bilhassa bu Coğrafyada..

Biz “Asla sıradan ve sürüden olmayan; hak yolda icabında yalnız kurt kalabilen, ancak kendisi gibi kurtlarla bir sürü teşkil eden akıncılarolarak küfrün, zulmün, fahşanın her çeşidinden beriyiz.. Ve tekrar ediyoruz, biz bu vatanın aslî ve asîl sahipleriyiz! Bu küfre bu zulme bu tahribata bu ifsada karşı susmayacağız. Yaşamımız da ölümümüz de bu küfürlerden berîdir ve asla ehlîleşmez akıncı kurtlarız!

Not: İlişikteki resim üç asır evvelki dip dip dedelerimizin kabir taşıdır. Öz be öz dedemizin.. Bu kabir taşları bu vatanın tapusudur! Rejimler, iktidarlar, partiler, kurumlar, kuruluşlar, düzenler dolaplar geliir geçer.. Kıyamete dek kalıcı olan Biiznillah bu Muvahhid bu Ehli Sünnet eşraftır! Herkes haddini bilecek..

Levent Akıncı

Ebu Salahaddin Baybars

El Türkî El Bozokî El Bayburdî

Halife Sultan Süleyman Akıncısı

İlginizi çekebilecek konu başlıkları

Pisikoterapi

Ey sâlik-i târik irşâd olmaya Serencâm-ı Kıtmir bile kâfidir Rahmet-i Rahmân’la dîlş…