Ulema ve Ümera’dan “Dar’ul-İslam & Dar’ul-Küfür”

Osmanlı tarihçiliğinin vazgeçilmezlerinden olan Tarih-i Peçevî. Halife Sultan Süleyman Rh. adına Sadrazam Kara Ahmet Paşa Rh. tarafından 1553 senesinde Safevî zındık İran Şahı’na gönderilen ve tam bir Tevhîd ve Ehli Sünnet akide dersi sayılacak ibretlik mektup, ve konumuz ile alakalı kısım.. Şeriat-ı Muhammedî ile hükmolunmayan beldelerin değil tağut idarecilerine, halklarına bile kafir diyor.. Selefî, Harici, Tekfirci Osmanlı (?)..

Gazî Sultan 2. Murad Rh. tarafından 1444 senesinde, sürekli Haçlı küffar ile bir olup Islam Devleti Osmanlı’yı vuran Sünni asıllı hain Karamanoğlu beyliği ile savaş için kendilerinden fetva sorması üzerine Mısır’daki Memluk himayesindeki 4 Sünni Mezheb Kadı’ul-Kudat’ı tarafından gönderilen fetvalar.. Dördü de hain Karamani’ye vur diyor.. Vay Terörist ve Aşırı Osmanlı!  (?)..

Şehid Alim, Prof. Dr. Seyyid Kutub Rh. Yoldaki İşaretler. 20. yy. ortaları..

Alim ve Nakşibendi Şeyhi Seyyid Abdulhakim Arvasi Rh. 20. yy. ortaları..

Hilafetin Son Şeyhülislamlarından Mustafa Sabri Efendi Rh. Yoruma gerek bırakmamış.

Geçen asrın büyük Müfessir Alimlerinden Elmalılı Hamdi Yazır Rh. Kitabın ortasından konuşmuş..

Bu binde bir’lik “nüfusu az ama nufuzu fazla” elitlerin bazısı mevcut laik rejimi kuran ve bu günlere getiren kadrolar yani Sabetay, Mason, Rotary, Lions, Laikçi vs olduğu gibi; günümüzde artık diğer bir kısmı da çeşitli Cemaat ve Tarikat ve sağ Parti vs mensubu kişiler yani namı diğer yeşil sermayedir..

Dar’ul-İslam, Dar’ul-Küfür ve Cuma namazı bahsine gelince..

Biz alim değiliz, lakin ilim kaynakları elimizin altında ve muasır vakıa da elyevm gözümüzün önündedir.. Ve böylece hakikat sadedir: Madem Cuma namazı Şer’an Hür müslümana farz. O takdirde “Esaret” ve “Hürriyet” nedir, Nakle ve Akla göre tarifi ortaya konup mesele kolaylıkla çözülür.. Ve iki şık çıkar karşımıza;

1) Bir beldede ya Dar’ul-İslam vardır. Ki bunun ilk şartı İslam Hakimiyeti’dir Şeriat-ı Muhammedî ile hükmedilmesidir. Tuğyanın hakim olduğu yerde bu yoktur!

2) Ya Dar’ul-Küfür vardır. Ki bu da iki surette tecrübe edilir,

-Ya “Eman” alınmış “Anlaşmalı dar’ul-harb”dir

-Ya da “Emansız, ahitsiz, acımasız bir dar’ul-harb”dir..

Müslümanın Din, Can, Mal, Namus, Şeref, Haysiyet, Izzet, Itibar, Akıl ve Nesil emniyeti var mı yok mu?.. Bu sualin cevabı buradaki gibi bir beldenin emanlı mı emansız mı bir dar’ul-küfür olduğunu izhar eder..

Psikolog-Tarihçi / Levent AKINCI

İlginizi çekebilecek konu başlıkları

Pisikoterapi

Ey sâlik-i târik irşâd olmaya Serencâm-ı Kıtmir bile kâfidir Rahmet-i Rahmân’la dîlş…