Kategoriler
Güncel

Konaklar Yakan Efeler ve Konaklar Söndüren Tulumbacılar

Konaklar yakan Efeler ve Konaklar söndüren Tulumba Reisleri..

Ve Laikçi yalanlar..

Haydi biraz Laik basın ve sinema kaynaklı ezberleri bozalım..

Malumdur ki, her asırda bir kaç büyük depremle yıkıma uğrayan İstanbul’da zamanla taş ve kerpiç ev yerine ahşap tercih edilir, fakat bu kez de yangınlar tehlike arzeder. Ocaklardaki sobalardaki ihmaller bir yandan, maalesef ki artan ve dikkatsizce içilen tütün ve nargiledeki ihmaller bir yandan, zaten evlerin bazen sıralı ve ahşap olması.. Yangınlar artınca, Halife Sultan Ahmed zamanıdır; ilk itfaiye kurulur.. Tulumbacılar..

İlerleyen senelerde ve sonraki asır boyunca gitgide çok asil bir misyona dönüşür bu tulumbacılık. Bey paşa çocuklarından ve kalem efendilerinden bile bu işe imrenen ve tulumbacı olmak isteyenler olur.

Çünkü onlar hem birer cesur fedai itfaiyeci idiler hem de mahallelerin ağabeyileri reisleri idiler. Hilafetin emrinde adeta yarı resmi yetkili, kadıların subaşıların işini kolaylaştıran ve haksızlık, zulüm ve iffete saldırı taciz vs görünce hatta ön sinyalini alınca bile anında müdahale eden, ve bundan da önemlisi böylece çoğu ahlaksızlık ve zulme karşı önleyici-caydırıcı bir konumları olan mert yiğit adamlardı. Şehrin efeleri idiler yani. Ya da şöyle mi demeli, Efeler Anadolu Tulumbacıları idi.. Halkın canı namusu malı onlara emanetti bi yerde..

Laikçilerin ‘mahalle baskısı’ dedikleri sosyal otokontrol mekanizmasında önemli bir yer işgal ediyordu bu reisler. Ve aynı zamanda birer ‘namus bekçileri’ idiler. Nâmus da, aslı Nomos yani Şeriat idi..

Tıpkı Anadolu’daki Efeler gibi İstanbul’da da Tulumbacıların, halkın arasında ve halkın nabzını dinleyen ve asesbaşından subaşından bile daha kulağı delik olmalarının ve birer halk kahramanı olmalarının da tesiriyle bir çok olası suça karşı caydırıcı bir durumları vardı.

Ve; Kemalistler buna çok üzülecektir eminim, ama, bahsetmeden geçmeyeceğim; Reisler de Efeler de İslam Devletine, Hilafete tabi ve Ulemaya Evliyaya gayet hörmetli ve de beş vakit Namazlı idiler, zındık değildiler..

Filmlerdeki gibi azınlık meyhanesi, dansöz oynatma vs asla görülmemiştir. Bilakis müslümanlardan alkol içeni namaz kılmayanı vs görünce canı çıkana kadar sopalarlardı. Çakırcalı Mehmed Efe ve Demirci Efe örneğinde gördüğümüz gibi..

Tarihteki ilk itfaiye teşkilatı yani “Tulumbacılar Ocağı” hakkında bir Yeşilçam filmi var, ismi “Yangın Var”. Başrolde Ayhan Işık oynuyor. Çok severdim. Efeler ve bilhassa da Çakırcalı Mehmed Efe hakkında ise bir kaç film ve roman var. Başrolde  Kartal Tibet’in oynadığı “Çakırcalı Mehmed Efe” filmini de eskiden çok severdim.

Böyle filmlerde gerek eski İstanbul ve Anadolu resmedildiği için ve gerek buram buram mertlik racon kokan filmler olduğu için çok severdik. Fakat malumdur ki Laik Yeşilçam eli değer de içine etmez mi, ne mümkün! Çakırcalı filminde, hakikatte kısa şalvar altı içlik giyen efelere adeta diz üstü şort ile namaz kıldıran laik sinema, Yangın Var filminde de tulumba reisine azınlık meyhanesinde dansöz oynattırır elbette..

Mesela kahramanı hiç şöyle bir cümleyi sarf ederken görebilir miyiz böyle filmlerde; “Şeriata muğayir iş tutanın hasmı ben olurum; kadı efendi uyusa bile ben uyumam”.. Elbette Laik Sabetay eli ile yapılan işte rakı dansöz aşk meşk ve bol bol da Halife Sultan düşmanlığı yer alacaktır.. İlişikte linkini verdiğim makalemde gerçek Çakırcalı’nın kim olduğunu göreceksiniz.

Hilafete ve Halife Sultan Abdulhamid’e ihanet etmeyen Çakırcalı’yı ingiliz casusluğu ile töhmet altına alan Odatv gibilerin karın ağrısını biliyorum.. Efe zındık meşrutiyetçilere ittihatçılara uyup sultana isyan etseydi kahraman yaparlardı..

Hani şu, Siyonist casuslarının, Yahudi Emmanuel Caroso’ların, Sırpların Yunanların Bulgarların, Yanni Sandanski’lerin cirit attığı, 1909 darbesinde Türk sultanın ta has odasına kadar Haçlı Bulgar çetelerini sokup yağmalatan alçak Siyonist Sabetayist Mason şebeke! İttihat ve Terakki Fırkası yani. İttihatçıların beyinlerinden olan Doktor Nazım’ı terslemeyip de onların yanında yer alsaydı Çakırcalı, onu muhakkak sözüm ona ‘hürriyet kahramanı’ ilan ederdi karanlık oda!

Levent AKINCI

Yangın olur, biz yangına gideriz
Düz ovada keklik gibi sekeriz
Yokuşlarda şahin gibi uçarız

Sandık sandıklar içinde çok şanımız var
Hazreti Mevlâ’ya yalvarmamız var

Beyoğlu’ndan kalktık sandık selamet
Galata’ya vardık, koptu kıyamet
Hurşit Reis, sandık sana emanet

Sandık sandıklar içinde çok şanımız var
Hazreti Mevlâ’ya yalvarmamız var

İzmir’in kavakları
Dökülür yaprakları
Bize derler Çakıcı
Yakarız konakları

Selvim senden uzun yok
Yaprağında üzüm yok
Kamalı Zeybek vuruldu
Çakıcıya sözüm yok