Kategoriler
Özel Dosya Tarih

TARİHTE TEK MÜSLÜMAN HANIM AMİRAL

Sadıka yiğit hanımlar ve

Hain erkek nüsvetteleri…

Bildiğimiz üzere Müslüman Myanmar-Arakan ( Ar-Rukun) ‘da bundan yaklaşık beş asır evvel Zabuk sultanın gidip haçlıları dost edinip, kendi hamileri olan Müslüman Bengal Sultanlığı’na hainlik yapmasıyla o coğrafyada artık her şey kötü gitmiş ve sürekli zulüm hakim olmuştur.

Tıpkı Osmanlı-İran savaşlarında ve Osmanlı-Avusturya savaşlarında zaman zaman ‘bazı’ Kırım hanlarının yaptığı hainlik ve neticesinde yine kendi başlarını yemelerindeki gibi.. Sonunda Rus’ların oyuncağı oldu bazıları.. Tıpkı sonunda bazı Azerbaycan eşrafının Safevi oyuncağı şii ve Rus kuklası olması gibi..

Tıpkı Halifelik ve Saltanat kaldırıldığında sadık Mısır ve Pakistan Müslümanları’nın bunu kınaması ve tehdit etmelerine karşılık ‘bazı’ Kırım ulemasının derhal M. Kamal ile arayı düzmeleri ve laikleşen tağuti Ankara hükümetine sırnaşmalarındaki gibi..

Tabi nice Ehli Şer’ sadık gazi şehid Kırım’lı müslümanı bu tasnife dahil etmiyoruz.. Nice akıncılar çıkmıştır Kırım’dan ve nice alimler! Onların kanına ve mürekkebine de en büyük lekeyi süren bazı ehli şer zındıklardır bahsettiklerimiz!

Aynı şey Arakan’ın gazi ve şehidleri için de geçerli.. İyi her yerde iyi, kötü de her yerde kötü beş parmağın beşi bir değil.. Biz ders çıkarmaya bakarız burada.. Bir hain mürtedin alçaklığı ile nice devirler sürecek olan bir takım işgaller başlıyor..

Yine bir diğer ihanet örneği de M. Ali Paşa diğer Mısır Hidivleri’dir. O kadar sırnaştılar İngilizler’e, topu topu kırk sene sürdü Mısır sultanlıkları, Hilafet merkezi İslambol aleyhinde o kadar ahmaklık yaptılar da ne olu? Az zaman sonra İngilizler Mısır’ı resmen işgal etti.

Tıpkı Suud aşireti ve Şerif Hüseyn örneği gibi.. Sonunda Şerif Hüseyin’i postaladılar, Suud da saltanata sahip oldu ise de ümmetin hepsinin ortak düşmanı ve Hain’ül Haremeyn-i Şerifeyn olarak tesmiye olundu.. Bu bahiste, “Filistin’den Yahudi’yi, Hicaz’dan Suudi’yi” adlı eski bir makalemizi bazı düzeltme ve genişletmelerden sonra nihai şeklini alınca, inşallah yeniden yayınlayacağız..

Hiç bir ihanet hayırlı meyve sunmamıştır.. Lakin dedenin yediği naneden de torun elbette mesul tutulmaz.. Lakin mesela bu günkü sözde islam devleti Suud ve İran gibileri hariç! Suudi mürtedler asla reddi miras yapmamış her daim evvelkilerin yolunu devam ettirmişlerdir.. Hatta her gelen öncekinden de hain çıkmıştır.. Keza günümüz Safevi İran’ı da asla reddi miras yapmamıştır ve eskiyi aratır küfür ve ihanetlere imza atmıştır ve atmaktadır..

Evet, ihanetin bir diğer örneği de Karamanoğlu ve Safevi idi malum.. Osmanlılar Avrupa’ya karşı Balkanlar’da Gaza ederken ilk asırlarında sürekli Karamanlı’nın arkadan vurmasına hedef olmuşlardı, hatta Hazret-i Fatih’in babası Sultan 2. Murad Gazi Rahimehullah iki ateş arasında kalmaktan bıkmış ve her seferinde affettiği Karamanoğlu’nu Mısır’daki Ehli Sünnet ulemaya, dört mezhebin de kadı’ul-kudat’ına şikayet edip fetva istemişti..  Ve devrin en büyük alimi ve Şafi kadı’ul-kudat’ı  Hafız İbni Hacer El Askalani Rahimehullah başta olmak üzere dört mezhebin de kadı’ul-kudat’ı, en büyük alimleri sert fetvalarla eli silah tutan her müslümanın, Frenkler’le harb eden Osmanoğlu’na sahip çıkıp Karamanlı’yı gebertmesinin vacip olduğuna dair mektuplar yollamışlardı! Rahmetullahialeyhimecmaiyn.

Keza Safevi İran hepimizin malumudur. Osmanlı Hilafeti yükselmeden itibaren asırlar boyunca hain Safevi’nin ihanetleri ile mücadele etmiştir.. Malumdur ki, sadece İran’da değil, Irak ve Suriye ve Mısır’da da, Şia’nın tarihi sürekli Ümmet’i sırtından vurmakla, ayak bağı olmakla ve Haçlı, Moğol, ve Rusya ile birlik olma hainliği ile geçmiştir. Gazi Emir Sebüktekin ve Gazi Sultan Gazneli Mahmud Bin Sebüktekin, Gazi Sultan Tuğrul Bey, Gazi Sultan Salahaddin Eyyubi, Gazi Sultan Zahir Baybars, Halife Sultan Süleyman Gazi, Gazi Çerkes Öztimur Paşa ve Gazi Çerkes Öztimuroğlu Osman Paşa, Nice Kürdistan Ümera’sı ve daha nice halife ve paşamızın, beyimizin Rahimehumullah, şia ihanetine nesiller boyunca her daim kılıcıyla gerekli cevabı verdiğini hepimiz biliyoruz.. Bu bahiste “Osmanlı’da Şiilik ve Kızılbaşlık Meselesi” adlı risalemizde şumullu bir surette malumat vermiştik..

Osmanlı; ilk asırlarında hain Karamani, sonraları her daim zındık Safevi, ve son devrinde de hain Suud ile ugraşırken harcanan enerji ile nice elden çıkan yer muhafaza edilebilirdi, Endülüs, Kırım, Kafkasya, Astrhan, Kazan, Balkanlar ve Doğu Avrupa, Türkistan, Burma, Malezya, Endonezya, Afrika, Mısır, Suriye, Irak ve Arabistan.. Hatta bırakalım eldekini muhafazayı nice fetihler daha yapılabilir,  belki Avrupa’nın diğer yarısını yani batı ve kuzeyini de fethedip ta Endülüs’ten çıkabilirdik!..  Ümmete kan kaybettiren ahmak hainlere yazıklar olsun!

Hülasa; O ‘bazı’ zübükzadeler orada, Arakan’da, Portekizlilerle aynı yataktan çıkmayıp ortak donanma kurarlarken, şimdi Malezya ve Endonezya dediğimiz yerde ‘Açe Darusselam Sultanlığı’ kumandasındaki Malezya-Sumatra-Açe Mücahid Müslümanları; Halife Sultan Süleyman ve Halife Sultan 2. Selim hazretleri’nin yolladığı yardımlarla ve gazi leventlerin beylerin sancağı altında, onlara kız verip everip Sumatra’ya yerleştirerek senelerce birlikte cihad etmişler ve onlar yani Türkler şehid olup göçtüklerinden sonra da onların kurdukları askeri okulu devam ettirmiş ve yeni bir donanma kurup Malakka boğazında Singapur’da vs Haçlı Portekizliler’e daha senelerce kök söktürmüşlerdi! Hatta Osmanlı-Açe ortak levent birlikleri hepsi şehit olduğunda Açe Sultanı’nın kızı ve donanma reisinin hanımı Malahayati adlı Mücahide hanım, kendisi gibi olan tüm şehit hanımlarından müteşekkil yaklaşık 3 bin kişilik bir ‘kadın leventler’ yetiştirip bu ‘kadın donanması’ ile Malakka boğazında hepsi de kocaları gibi şehid olana dek gazaya devam etmişlerdir. Bizdeki kadim ‘Baciyan-ı Rum’ veya şimdiki ‘Kara Dul Çetesi’ de dedikleri Mücahide birlikleri gibi!

Daha 20 yaşını görmemiş olan şehide Malahayati Hatun tarihimizde tek “Müslüman Hanım Amiral” olarak yad edilir. Ayrıca “Mücahide ve Şehide Prenses” de denir. Zira kocası donanma reisi, babası da Açe Darusselam Sultanı idi.. Rahmetullahialeyhimecmaiyn!

Hint alt kıtası müslümanları da Haçlı Portekiz’den çok çekmiştir. Akdeniz artık bir İslam iç gölü olup tüm ticaret yolları da müslümanların elinde olup da buralarda cirit atamayan Haçlılar coğrafi keşiflerle birlikte okyanus ötelerinde yağmaya başlamıştı.. Ve Pakistan Gücerat Sultanı Bahadır Şah Rahimehullah da tıpkı Açe Darusselam Sultanı Alaaddin Rahimehullah’ın mektuplarındaki gibi, “Halifemizsin, yardım et” diye Dersaadet’e mektuplar yollamış ve anında makes bulmuştu. Malum Osmanlı dördü büyük olmak üzere bir çok Hint seferi yapmış, ve okyanusa dayanıksız donanmalarımızla çoğu da intihar sayılan harplere girmiş, çoğunda donanmamız ve askerimiz mahvolmuş ama yine de müslümana yardımdan geri durulmamıştı.. Lakin Bahadır Şah’a yardım ulaştığında oradaki hain bir komşu sultanın da zındıklığı sonucu o çoktan portekizlilerce şehid edilmişti! Tabi Osmanlı leventleri acısını çıkarttılar haçlıdan! Hem de defalarca..

İşte salih-sadık müslümanla, hain münafık zındığın farkı! İşte erkeklerden erkek Malahayati Hatun, ve hain mürted Zabuk Sultan! Demek ki erlik yiğitlik ette, tende değil canda imiş..

 

Levent Akıncı

Psikolog-Tarihçi

image001

Şehide Prenses -Tek Müslüman Kadın Amiral- Malahayati Hatun’un kabri

image002

Burma-Patani-Malezya-Endonezya..

image003

Malezya-Endonezya Müslümanları’nın, Halife Sultan 2. Selim tarafından gönderilen Seyyid Kemal Reis ve daha sonra da Açe’li Malahayati Hatun liderliğinde, Haçlı Portekizlere karşı verdikleri mücadele hakkında..

image004

Hilafet-i Osmani; Donanma-yı Hümayün; Haçlılarla Gaza ederken, temsili resim..

image005

Halife Sultan Süleyman Rahimehullah’ın Kapudan-ı Derya’sı Barbaros Hızır Hayruddin Gazi Rahimehullah; nice deniz akıncısının yani levendin piri! Resim, O’nun müzedeki sancağı! Üstte Fetih Ayet-i Kerimesi ve Hazret-i Muhammed Aleyhisselatuvesselam’ın İsm-i Şerif’i; altta dört adet Karneyn-i Zülkarneyn Aleyhisselam-Hilal içinde Hulafa-i Raşidiyn Radıyallahuanhum’un sırasıyla isimleri; ortada Davud Aleyhisselam’ın yaptığı da söylenen Zülfikar ve Mühr-ü Süleyman Aleyhisselam.. İslam Devletleri bu sembolleri sık kullanmıştır, camide, medresede, kitabelerde ve sancaklarda vs sıkça çizmişlerdir. Zira Hadisi Şerif’te “Allah dört kula mülk -yani cihangirlik, saltanat, iktidar, ihtişam- vermiştir, ikisi zalim ikisi de adildir; zalimler Buhtunnasır ve Nemrud, adiller de Zülkarneyn ve Süleyman’dır”.. Bundan sebeb olsa ki; Arz’da Şeriatullah’ın, ve onu icra eden Veliyullah kulların iktidar olmasını, kısacası ‘İslam Devlet ve Azameti’ni gösterdiği içindir ki Boynuz ve Mühür ve Zülfikar çokça yazılıp çizilmiştir. Esasen hilaller bile cami alemlerindeki gibi boynuz kökenlidir, ve Zülkarneyn Aleyhisselam ve iktidarına ihtişamına matuftur.. Zülfikar da aynı şekilde, hem Şeriat’ı hem de Cihad’ı temsil eder..

Deniz üstünde yürürüz,

Düşmanı arar buluruz,

Öcümüzü komaz, alırız,

Bize “Hayreddinli” derler.

(Osmanlı Levent Marşlarından)

Bir kişinin ki yardımcısı Allah ola,

Var kıyas eyle ki ol ne şah ola !

(Barbaros Hayruddin Gazi)

“..’Varır Tunus ocağına gideriz. Orada bir zaman eğleniriz. Hem de bakarız eğer orası kemanımıza gelirse yerleşiriz. Ömrümüzü gaza yolunda sarfederiz. Çünkü işin sonu nasılsa ölümdür. Bari bu yolda, cihad-ı fisebilillah, canımızı Cenab-ı Hakk’a teslim kılarız’ diyerek Oruç Reisle bu karar üzere olduk ve bu şekli en güzel bulduk..”

(Barbaros Hayruddin Gazi-Gazavat-ı Hayreddin Paşa)